Hava leş gibi kokudan ağır…
Bağırıyorlar bağır bağır…
Bir yanıyla “58. kere maaşallaha”, “olmaz efendim değişir inşallah” goygoyuyla başlayanlar bağırdı.
Bir yanıyla, “biz döt altına gittik, kıçımıza teneke misali alayınızı da bağlayıp düşeceğiz bu uçurumdan” yangınıyla tutuşanlar bağırdı…
Şimdi de taraftar bağırıyor… “Olur mu böyle Hasan.. ÇorapÖrdün başımıza karabasan” diye…
“Utanıyoruz” alayımız şimdi…
Hepimiz, yine ve tabii yeniden ve illaki inatla, Demirören’in ishalağız söylediğinden UTANIYORUZ …
İçimizden geçiyor mu acaba… Şimdi yeniden Demirören’den utanmamız mı gerekiyor diye? Yeni keşif midir tekrar tekrar utançlara gark olmak?
Yoksa “biz” bunca yıldır sessiz kaldığımız için kendimizden mi utanmalıyız?
Ne o? itiraz mı geldi?…
Aslında sessiz kalmadık biz diyenlerdensiniz siz de… Öyle değil mi?…
Belki de o yüzden yine yeniden UTANIYORUZ…
Bağırdık hepimiz “YETER” diye… Yetmeyeceğini bile bile… “Utanmadan” kendimizi avuttuk… Dövizler hazırladık “Sinan’ı da al git” diye…. “Mafya babalarının değil, Baba Hakkı’nın Beşiktaşı” dedik üşenmeden… Bir ara eski açıkta “siyah” protesto yapmıştık hentbolcülerin parası ödenmediğinde… “Yönetimi istifaya davet etmiştik” sonuna inanmadan…
Daha nicesi… Ama bunları yaparken hiçbirinin Demirören’i Beşiktaş Başkanlık koltuğundan indiremeyeceğini de biliyorduk utana sıkıla… Yani bilmediğimiz halt sanki bugün yediği nane…
“Yıkıl karşımdan hainnn!..” tonlamasında istifaya davet etmek düşer tabi goygoyun ilk sırasına yine…
Yıkılan perdenin altından kovalım da , perde bizim kafamıza yıkılsın, altında da biz kalırsak kalalım hesabı yeniden…
Hesap soralım diyen?… I- ıhh… O iş yaş…
Kongre?… Cıkkk… O daha sulu bi şey…
N’aapsın taraftar?
Leş kokulu futbol endüstrisinin ağa baba goygoycuları bağırmakta iken, taraftar n’aapsın?
Kendini mi kessin bu rezil düzenden kurtulmak için?
İğrendik artık tüm aktörlerinden bu düzenin.. Fakat bir ayağı kulübümüzü bağladığı için, kendi “yönetemeyen”imizden katmer katmer “öğğğ” getirdik artık…
Bir dolu gereksiz çıkış, bir dolu gereksiz marka önderliği, bir dolu pisliği kucaklama derdi, bir dolu halının altına süpürüleceğe faraş olma gayretkeşliği… v.s. v.s.
Bilmiyor muyduk? Tanımıyor muyduk?
Neyin galeyanı şimdi bu?
Üstelik sarbaştan, insanlarımız, Beşiktaşlılar birbirlerini kırmaya başlıyorlar yeniden… Hep birileri, diğelerini suçlayarak “siyaset” yapma peşine düşüyor düşünmeden… Gerçeklerle kimse yüzleşmiyor… Utanarak “s2tir” çekmek daha kolay geliyor…
Daha dün taraftar 58. madde değişmesin diyordu… Derler ki “kıvırtsa da son raddede dansöz gibi, Demirören’in de bulunduğu ortamda maddenin değiştirilmemesine karar verildi” diye… “Niye bu rüzgar” diye söylenseler?
Bir anlam ifade eder mi? Etmez… Çünkü şimdi de “Fenerbahçemizzzz, canımız ciğerimiz” krizi patladı…
Ah bizim “UTAN-GAÇ” mı “UNUT-GANÇ” mı olacağına kara veremeyen camiamız… Ah be arkadaş…
Kulübün kongresinde “fenerliler cirit atıyor”… Ciriti bırak seçime oy atıyor…. Neyin rüzgarı bu?
Sanki Demirören TFF genel kurulunda ağız dolusu “BEŞŞŞİKTAŞIMIZZZZ” diye esse gürlese, kaçımız-kaçınız memnun olacaktı?
Biz uzuuuun zamandır, bırakın Demiröreni Beşiktaş Başkanlık Koltuğuna yakıştırmayı, Demirören’in ağzına Beşiktaş’ı bile yakıştıramayan insanlar değil miyiz zaten?
Karar mı veremiyoruz yoksa “unutkan mı, utangaç mı” olduğumuza?
Demirören, Beşiktaş Kulübü’ne ve bu kulübe gönül germiş insanlara, büyük yaralar açtı…. Bundan utanmıyor ve fakat unutmuyoruz da…
Bu yaralar da hergün yeni dertlerle depreştiriliyor… Bundan da utanmıyor fakat unutmuyoruz da…
Çözüm ise, mevcut kongre yapımızla zor görünüyor… Önce Tüzük Tadil Kongresi… Ardından Beşiktaşlı olmayan kongre üyelerinin tasfiyesi… Ardından yeniden örgütlenme…
Malesef işin geldiği bu aşamada camia “utanmakla” meşgul olup bir iki vites düşük kalıyor… Zaman her geçen gün aleyhimize işliyor…
Bu durumdan biz “UTANMIYORUZ!!”
Utanacak kişinin, kişilerin, zihniyetlerin kim olduğunu biliyoruz ama…
Cümle alem biliyor…
Bu gün TFF toplantısında olan tüm “utanmaz-sıkılmazlar” bilmiyor mu?
Onlar işin dik alasını biliyor aslında…
Şimdinin futbol endüstrisinin ağa baba goygoycuları, bakın zamanı evvelde bu işle ilgili nasıl “masallar” anlatıyor meclis koridorlarında…
Yıl 2005… 22. dönem TBMM…
Hükümet şimdiki ile aynı…
TFF deki zihniyet şimdiki ile aynı…
Hemen hemen tüm kulüplerde yöneticiler aynı….
Buyrun okuyun aşağıdaki linkteki görüşleri, önerileri, lafları…
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22 … ss956m.htm
Alayını yakalayıp içeri tıkmaya muktedir görünen o zamanın “kar erki”, neden şimdi tıkanıyor acaba?
Be hey goygoy dünyasının balık yemi olmaya zorlanan tribün insanı kardeşler… Neden?… Var mı bi fikriniz?…
Buyrun işte link yukarıda… Biraz uzun ama okuyun işte..
“TÜRK SPORUNDA ŞİDDET, ŞİKE, RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN
ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ” başlığı altında komisyon kurulur 2005′te…
Şikenin tanımı yapılır… Çeşitleri sıralanır… Hepsi de TBMM’ye soru önergesi olarak gelmiş olan ya da TFF kurullarında şikayet konusu olan maçlardan, olaylardan, konulardan örneklendirilerek komisyonun inceleme konuları arasına alınır… Ulusal ve Uluslar arası mevzuatlar arka arkaya incelenir. Bu durumlarda dünya spor camiasında yapılan önleme, tespit ve cezalandırma uygulamaları mihenk olarak alınır. Ve sonunda tüm TC. Futbol GoyGoy camiasına sorulur, görüş ve tespitleri alınır…
Buyrun size tarihe düşülmüş notlar işte yukarıda…
Sorun bu ”utanmazlara” hesap… Ama kendiniz utanmayın…
Bugünkü toplantıyı bir izleyin, ardından yukarıdaki linkte kimler ne demiş 2005 yılında TBMM komisyonuna, bir okuyun…
Sonrada tekrardan bağırmaya başlayın…
HEP BERABER BAĞIRALIM…
“ADAM MI S…….. LAYYNNNN SİZ!!!”
diye…
BURASI AR DÜNYASI DEĞİL, KAR DÜNYASI DOSTLAR!
SİZ DEĞİL, KAR EDENLER UTANSIN…
Etiketler: 58. madde, endüstriyel futbol, TFF, yıldırım demirören






